Kayseri Sokaklarında Kaybolan Kelimeler
Bugünkü rehber içeriğimizde “Kürtçe Türkçe sözlük var mı” hakkında bilinmesi gereken temel detayları aktarıyoruz.
Kayseri’nin sabahları her zaman farklı gelir bana. Güneş yeni doğuyor, hafif bir sis şehri sarıyor ve ben o dar sokaklarda yürürken bir yandan hayallerimle, bir yandan günlük notlarımla uğraşıyorum. Bugün biraz tuhaf hissediyorum; içimde hem bir heyecan hem de derin bir boşluk var. Sanki kelimelerim bana yetmiyor, sanki söylemek istediklerimi tam olarak anlatacak bir dil bulamıyorum.
Bir Kitapçı, Bir Sözlük
O sabah en sevdiğim ikinci el kitapçının vitrinine bakarken gözüm takıldı bir sözlüğe: “Kürtçe – Türkçe Sözlük.” İçim tuhaf bir sevinçle doldu. Kayseri’de böyle bir şeyi bulmak sürpriz gibiydi. Kitabı elime aldım, sayfalarını karıştırdım. Her kelime bir kapı gibi açılıyordu; hem yeni bir dünyaya hem de kendi içimde kaybolmuş hissettiğim yerlere.
Sayfalar arasında gezinirken eski bir hatıra geldi aklıma. İlkokulda Kürtçe bilen bir arkadaşım vardı; konuştuğunda kulaklarımın pası silinirdi sanki. Ama sonra hayat bizi ayırdı, ben Kayseri’de kaldım, o başka bir şehre gitti. Onunla konuşamadığım günlerin hayal kırıklığı, kelimelerle anlatılamaz bir boşluk bırakmıştı içimde. Bu sözlük o boşluğu bir nebze olsun dolduruyordu.
Günlükler ve Duygular
Evime döndüm, dizüstüme oturdum ve günlüğümü açtım. Kalbimin hızlı hızlı çarpışıyla, elim kelimeleri yakalamaya çalışıyordu. Sözlük sayfaları önümde, ben kendi içimde bir yolculuğa çıkmış gibi hissediyordum.
“Umut” kelimesi Kürtçede ne demek acaba? Sayfayı çevirdim, buldum. Yazdım: hiwê. Kendi kendime gülümsedim; bu küçük kelime bana kaybolmuş bir parçayı geri vermiş gibi hissettirdi. Günlüklerime her zaman duygularımı saklamadan yazıyorum: hayal kırıklıklarımı, umutlarımı, bazen de saçma sapan heyecanlarımı. Bugün de farklı değildi.
Heyecan ve Hayal Kırıklığı Arasında
Öğleden sonra şehri gezmeye çıktım. Hava yavaş yavaş ısınmış, insanlar kahvelerini yudumluyordu. Ben yürürken kendi sesimi duymaya çalışıyordum; içimdeki karışıklığı kelimelerle ifade etmek istiyordum. Kürtçe – Türkçe sözlük elimde, kelimeleri buldukça içimde bir tür rahatlama hissi oluşuyordu.
Ama bir yandan da hayal kırıklığı vardı. Sanki hayatımın bazı parçaları eksikti, tamamlanmamıştı. Arkadaşlarımla konuşurken bile bir şeyleri anlatmakta zorlanıyordum; duygularım çok yoğun, kelimelerim yetersiz kalıyordu. İşte tam o anda sözlük bana öylece bakıyordu: “Hiwê, sevinç, hüzün… Hepsi burada.”
Bir Kahve Molası
Bir kafede oturdum, elimde sözlük, önümde defterim. Kahvemin buğusu, sayfanın hafifçe yıpranmış kokusuyla karıştı. Yazdım: “Kayseri’deyim, ama kelimelerim başka şehirlerde.” O an fark ettim ki, kelimeler sadece iletişim aracı değil; aynı zamanda duygularımı saklamadan açabildiğim bir kapı.
Hafif bir gülümseme geldi yüzüme. Çünkü sözlük bana sadece kelimeleri öğretmiyordu; aynı zamanda geçmişi, kaybolmuş arkadaşları, yitirilmiş anıları ve hatta kendi kendime söylediğim umutları hatırlatıyordu. İçimde bir heyecan vardı; bu kelimelerle bir şeyler yaratabilirdim, belki de kendi hikâyemi yazabilirdim.
Gece ve Düşler
Akşam olunca odamda oturdum, pencereden şehre baktım. Kayseri’nin ışıkları titriyordu ve ben kelimelerle dolu günlüğüme baktım. Sözlük orada duruyordu, ama artık sadece bir kitap değildi; bir köprüydü benim için. Geçmişle bugün arasında, hayal kırıklığıyla umut arasında bir köprü.
Yazarken fark ettim ki duygularımı saklamak bana göre değildi. Her bir kelime, her bir sayfa, her bir cümle içimdeki heyecanı, hüzünü ve umutları dışa vuruyordu. Kayseri’de genç bir yetişkin olarak, kendi dünyamda kaybolmuş gibi hissetsem de, bu kelimeler bana yol gösteriyordu.
O gece uyumadan önce defterime şunları yazdım: Hiwê, heyecan, hayal kırıklığı… Kelimeler beni ben yapan şeyler. Ve evet, bir Kürtçe – Türkçe sözlük var, ama içimdeki kelimeleri bulmak için sadece bir araç.
—
Bu yazıda bir gencin duygusal yolculuğu, Kayseri’nin sokaklarından günlük yazılarına kadar sürükleyici bir şekilde işleniyor; Kürtçe – Türkçe sözlük ise hem sembol hem de anlatının doğal bir parçası olarak yer alıyor. Okuyucu, hem şehrin hem de yazarın iç dünyasının içine çekiliyor.